16 Nisan 2024

AHMET FARUK DEMİR / BAHARIN HABERCİSİ CEMRELER

Baharın müjdecisi olarak kabul edilen, Arapça kökenli bir kelime olan “cemre”‘nin sözlük anlamı kor yani ateştir. Halk arasında ise sıcaklığın artması olarak bilinir. Cemre, bir enerjidir. Şubat’ın 21. günü havaya; Şubat’ın 28.günü suya ve Mart’ın 7.günü de toprağa düşer. Birinci Cemre, İkinci Cemre ve Üçüncü Cemre diye bilinir. Takvimlerde de böyle yazar. Cemreler kışın sonunu haber vererek, baharı müjdeler. Kışın zorluğundan, sıkıntısından bıkmış olan insanların yüzü güler.

haber/Photo_1708328595172_3.jpg

Kış mevsimi insanlarla uzun soluklu arkadaşlığı sever. Türkiye’de bazı yerlerde 8 ay kış hüküm sürer. İlk kar yağdığında herkes sevinir. Bu sevinç ve heyecan, zamanla yerini kaygı ve bıkkınlığa bırakır. Bu sıkıntılı hal, ilk cemrenin düştüğü haberi ile kaybolur. Yerini neşe ve mutluluk alır.

Cemrelerin düşüşü hakkında açık bir bilimsel kayıt yoktur. Şubat, bahara en yakın kış günlerini ihtiva eder. Güneşin devri değişir ve geceyle gündüzün uzunluğu birbirine yaklaşır. Güneş ışınlarının, yeryüzüne gelişi ve yansımasında yavaş yavaş bir düzgünlük hissedilir. Bazıları niye hemen hava değişmedi diye sabırsızlanır.

Güneşin yüzünü göstermesiyle beraber baharın müjdecisi cemreler düşünce, karlı soğuk ve yağışlı geçen günler geride kalır, yerini açık ve güneşli hava alarak, Güneş bulutların arasından tüm insanlara gülümseyerek merhaba der.

Göçebe bir hayat tarzı yaşayan eski Türkler içinde cemre düşmesinin önemi büyüktür. Cemre düşmeleri ile birlikte çok zorlayıcı olan kış ayları arkada bırakılmış olurdu. Yaklaşan sıcak havalar ile sosyal yaşam içerisinde de var olan anlaşmazlıklar azalır ve halk arasında iyi niyet ve neşe yayılırdı. Sokaklar caddeler, meydanlar, parklar cıvıl cıvıl, insanlarla dolardı. Yeşeren topraklarıyla, tomurcuklanmış çiçekleriyle, uçuşan böcekleriyle doğa canlanarak, bahar canlılığı kendini hissettirir.

Cemre inanışının ağırlıkta Araplara ait olduğu belirtilse de Cemre düşmesi Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Halk arasında cemre düşmesiyle birlikte Hıdırellez ve nevruz kutlamaları başlamaktadır. Cemre düşmesi, kültür ve edebiyat alanında da kendine yer bulmuştur. Osmanlı döneminde Divan şairleri cemre zamanlarında önemli kişilere övgü şiirleri yazmışlardır. Yazılan bu şiirlere “cemreviye” denilmektedir. Aynı zamanda cemre kelimesi Türk edebiyatında ve Tasavvufta temizlenmeyi ve yeniden doğuşu da temsil eden kelimelerdendir.

Düşen üç cemreye göre sırası ile önce hava sonra şu ve en son da toprak ısınmaktadır. Aslındacoğrafi bilgilerle çatışan bir durum olmasına rağmen bu gelenek ve inanış günümüze kadar bu şekilde devam etmeyi sürdürmüştür. Bu sıradan da anlaşıldığı gibi bu inanışa göre cemre önce havanın sonra suyun ve en son da toprağın ısındığını söylemektedir. Ancak bilimsel gerçekliğe uymayan bu durum coğrafi bilgilere göre güneşin önce toprağı ışıttığı sonra toprağın ısınması ile birlikte havayı ısıttığı bilinmektedir.

Değişen doğa koşulları, küresel ısınma ve mevsimlerin zaman olarak eskilere göre farklılıklar göstermesi cemre tarihlerinin de günümüzde eski tarihlere göre daha az uyumlu hale gelmesine neden olmuştur. Havaların daha erken tarihlerde ısınmaya başlaması ve daha geç tarihlerde soğuması, cemre düşmelerinin etkisini ve geçerliliğini korumasında karşıt etki göstermiştir. 

Düştüğü yerleri ısıttığına inanılan cemrelerin, her düştüğünde insanlarında kalplerine düşerek içlerindeki insanlığı unutturan buzulları eritmesi dileğiyle… 

 Ahmet Faruk DEMİR