29 Eylül 2026

Hakan Esen / Okul Kapısında Cüzdan Sınavı!

haber/Photo_1790680525558.jpg

Yeni eğitim-öğretim dönemiyle birlikte ailelerin omuzlarındaki yük bir kez daha ağırlaştı. 

Okul kıyafetinden kırtasiyeye, yardımcı kaynaklardan kantin harcamalarına kadar uzanan masraf zinciri, özellikle dar ve orta gelirli aileler için ciddi bir sıkıntıya dönüşmüş durumda.

En dikkat çekici sorunlardan biri okul kıyafetlerinde yaşanıyor. Bazı okulların kıyafetlerinin yalnızca iki ya da üç mağazada satılması, velileri adeta belirli adreslere mahkûm ediyor. Alternatif olmayınca rekabet de ortadan kalkıyor, fiyatlar ise esnafın belirlediği seviyelere çıkıyor. Veli, çocuğunu okula gönderebilmek için kendisine gösterilen mağazaya gidip önüne konulan fiyatı ödemek zorunda kalıyor.

Benzer bir tablo yardımcı ders kitaplarında da karşımıza çıkıyor. Velilerden gelen iddialara göre bazı okullarla anlaşmalı kırtasiyelerden yardımcı kaynak alınması isteniyor. Daha da düşündürücü olanı ise kitapları satın alan öğrencilerin isimlerinin tek tek not edilerek okul idaresine bildirildiği yönündeki iddialar. Eğer bu uygulamalar doğruysa, ortada yalnızca ekonomik bir sorun değil, ciddi biçimde sorgulanması ve denetlenmesi gereken bir sistem var demektir.

Elbette anne ve babalar çocuklarının eğitim masraflarını karşılamakla yükümlüdür. Ancak bu durum, velilerin alternatifsiz bırakılmasını, fahiş fiyatlarla karşı karşıya kalmasını veya belirli işletmelere yönlendirilmesini haklı çıkarmaz. Eğitim üzerinden ticari bir düzen kurulmasına göz yumulmamalıdır.

Bir başka sorun ise okul kantinleri...

Marketlerde satılan ürünlerle aynı ya da daha yüksek fiyatlarla karşılaşan öğrenciler, ceplerindeki sınırlı harçlıkla ne alacağını düşünüyor. Belki yetişkinler için birkaç liralık fark önemsiz görülebilir. Ama söz konusu çocuklar olduğunda mesele yalnızca birkaç lira değildir. Arkadaşının alabildiğini alamayan, kantinin önünde cebindeki parayı sayan küçücük bir çocuğun boynunun bükülmesi, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir tablodur.

Ve bütün bunların ötesinde çok daha önemli bir başlık var: Okullarda güvenlik.

Birçok okulda güvenlik konusunda velilerin ciddi endişeleri bulunuyor. Öyle ki bazı aileler, yaşanan veya yaşanabilecek olaylardan duydukları kaygı nedeniyle çocuklarını okula göndermeyi dahi sorgular hale geliyor. Bir anne ya da baba, çocuğunu okul kapısından içeri bırakırken “Acaba bugün başına bir şey gelir mi?” diye düşünüyorsa, burada üzerinde durulması gereken çok ciddi bir sorun vardır.

Okul, bir çocuğun kendisini en güvende hissetmesi gereken yerlerden biridir. Velinin aklı çocuğunda kalmamalı; çocuk da eğitim gördüğü yerde korku yaşamamalıdır.

Üstelik daha velilerden okullarda hangi isimler altında neler istendiği konusuna hiç girmedim...

Kayıt döneminden sınıf ihtiyaçlarına, temizlik malzemesinden farklı gerekçelerle talep edilen ödemelere kadar velilerin anlattığı daha pek çok konu var.

Eğitim ücretsiz deniliyor. Peki veli okul kapısından içeri adım attığı andan itibaren neden sürekli cüzdanını açmak zorunda kalıyor?

Mesele velinin çocuğu için para harcamak istememesi değil. Her anne baba imkânı ölçüsünde çocuğunun en iyi şartlarda eğitim görmesini ister. Asıl mesele; alternatifsiz bırakılmak, denetimsiz fiyatlarla karşılaşmak ve eğitimin ticari kazanç alanına dönüşmesine seyirci kalmaktır.

Okul kıyafetinden yardımcı kitaba, kantinden güvenliğe kadar bütün bu başlıkların ilgili kurumlar tarafından ciddi biçimde denetlenmesi gerekiyor.

Çünkü eğitimde konuşmamız gereken şey, bir mağazanın ne kadar kazandığı ya da bir kırtasiyenin kaç kitap sattığı değil; çocuklarımızın nasıl daha iyi, daha güvenli ve daha eşit şartlarda eğitim alacağıdır.

Velinin cebini değil, çocuğun geleceğini düşünmenin zamanı çoktan geldi.