06 Ağustos 2020

Hakan Esen Yazıyor (Çocukluğumuzda Kaldı O Günler)

haber/09-20-20-Photo_1593586613220.jpg

Heyecan dolu bekleyişlerim…

! Aile büyüklerinin bayramdan bayrama da olsa hep bir arada oldukları günlerdi. Bir kaç gün öncesinden alınmış bayramlıklarımızın hayalini bir ay önceden kuramaya başladığımız düşler âleminde yaşayışımız. Uyanıp, yoksul uykularımızdan kendimizi attığımız şen ve masum gülücüklerin yankılandığı, Kurban bayramından bir hafta önce sarardı kurban kokan sokaklarımızı. Bayram sabahını iple çekerek babamızla gittiğimiz bayram namazı sonrası kurbanlıklarımızın kesilişini yaşlı gözlerle izleyişimiz. Mahallede kapı kapı dolaşıp aldığımız şekerlerin kimin ’ki kiminkinden daha fazla hesabını yapıp annelerimize götürüp verelimiz kesilen kurbanlığın hüznünü unutmamıza vesile idi. Ve bayram harçlıklarımızla aldığımız pat patı’ların barut izinin elimizden silinişi bir hayli zaman olmuş .. Bayram haşlaklarımızı almasıyla mahallenin bakkalında nefes nefese kalışımız aklımdan gitmez. Karataşlarla örülü, tozlu yollarda, koşuştururken, komşunun kurbanlığının elinden kaçması ve komşu Ahmet efendinin yakala diye bağırışı kulaklarımda hala çınlamakta.

Babasız geçen ilk bayramın hüznü içinde hatırlıyorum Babamın kesilen kurbanın kanını anlıma dokunuşu ile büyük bir heyecan sarardı benliğimi ..Bu heyecan gelen misafirle yapılan ilk kebabın verdiği mutlulukla dolardı içime .Sırtımızdan akan yaramazlık terlerini silmek için arkamızdan koşarken lastik terlikli ve kızgın annelerimiz, arka cebimizdeki sapan düşmesin diye nasıl da gayret ederdik. Ateşli, barutlu, masum, ikircikli, masum ve çikolatasız günlerdi. Bruce Lee ve Kara Murat’la racon kestiğimiz bisikleti ve bisiklet yolu olmayan çocuksu bayramdı bu anlattığım. Süpermen ve Örümcek Adam suretinde kapitalizmle tanışmadığımız için dünyanın en güzel kurban Bayramının sabahında duyulan bayram namazının sesi idi sessizliği bozan. Bizi kimse sevmese de umurumuzda değildi. Kel Oğlan, Nasreddin Hoca, Alpertunga, Küçük Ev, Bonanza yeterdi. “Bayram için gittiğimiz misafirlikteki çocuklarla hayatın ruhuna. Vay be beyaz kâğıtlardan uçaklar, gemiler yapardık! Aile büyüklerinin bayramdan bayrama da olsa hep bir arada oldukları günlerdi. Korona gibi hastalıklar yoktu dünyamız’da Şimdilerde ise kimseye gitmeyelim ’ki kimseye hastalık bulaşmasın korkusu var içimizde.Uzaktan  bayramlaşarak eski bayramların hatırasında diyoruz içimizi çekerek Ah bir çocuk kalabilseydim diye ..