19 Eylül 2019

"Eğitim Masrafları Kara Kara Düşündürüyor"

haber/Photo_1567249823693.jpg

Eğitim bir toplumun gelişmesindeki en büyük ve en hayati unsurların başında yer almaktadır. Gelişmenin, üretmenin, çağdaş, uygar ve refah bir toplumun şüphesiz ki tek anahtarıdır. 

Geçen yaz tatilinin ardından 2019 -2020 eğitim ve öğretim yılı 9 Eylül tarihinde start verecek. Peki eğitim ve öğretimdeki sorunları masaya yatırdığımızda ilimiz yeni eğitim yılını nasıl karşılayacak. Hali hazırda Gaziantep’in eğitim durumu istenilen düzeyin oldukça gerisinde bulunmaktadır. Türkiye genelinde illerimizin başarı sıralaması gerek liselere giriş, gerek üniversite sınav başarı sıralaması baz alındığında Gazişehrimizin 60 – 65 sıralarda yer laması üzerine kafa yorulması gereken bir durumdur. 

2019 MEB Verilerine Göre Gaziantep’te

ÖĞRENCİ SAYISI: 629243, ÖĞRETMEN SAYISI: 24413, DERSLİK SAYISI: 15493, OKUL/KURUM 

SAYISI: 1395

İl Geneli Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayıları:

İLKOKUL/ORTAOKUL: 35, GENEL ÖĞRETİM: 28, MESLEKİ VE TEKNİK: 33

 Şahinbey İlçesi Verileri

ÖĞRENCİ SAYISI:217728, ÖĞRETMEN SAYISI:8855, DERSLİK SAYISI:6182

Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayıları:

İLKOKUL/ORTAOKUL: 44, GENEL ÖĞRETİM:32, MESLEKİ VE TEKNİK:26

Şehitkamil İlçesi Verileri

ÖĞRENCİ SAYISI:226716, ÖĞRETMEN SAYISI:10148, DERSLİK SAYISI:8268

Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayıları:

İLKOKUL/ORTAOKUL: 42, GENEL ÖĞRETİM:32, MESLEKİ VE TEKNİK:31

Öğretmen ve Derslik Açığı 2019 Milli Eğitim verilerine göre ilimizin öğretmen ihtiyacı(norm kadroya göre) 2467’dir.  İlimizdeki derslik ihtiyacı ise 4170’dir.

Ayrıca ilimizde eğitim çağında 130.000 Suriyeli öğrenci bulunduğunu ve 65.000’nin eğitime devam ettiği bilinmektedir. İlimizde Suriyeli başta olmak üzere, göçmen çocuklarındevlet okullarında eğitim görmesi ile okulların mevcutları dengesiz şekilde artmış, öğretmen yükü artmış, derslik başına düşen öğrenci sayıları çoğalmıştır. Bazı okul ve sınıflarda Suriyeli öğrenci sayılarının daha fazla olduğu tesit edilmiştir.(Örnek: Şahinbey-Özel İdare İlkokulu) Bu durumdaki sınıf ve okullarda sosyo, kültürel, kimlik ve dil farklılıklarından kaynaklı zorluklar, Gaziantep’teki eğitim sorunları hacmini daha büyütmüştür..

Bu bilgiler ışığında eğitim sisteminin çözüme kavuşması beklenen sorunları ele alındığında;  Eğitim Sisteminin Düzenlenmesi (Üniversiteler, Sendikalar, Sivil Toplum Kuruluşları, Siyasi Partiler, Uzman Görüşleri ve Bakanlık Çalışanlarının katılımıyla Ortak uzlaşıyla sorunların belirlenmesi ve çözüm sunulması)  Okulların fiziki yetersizliği, Birleştirilmiş sınıf uygulamalarının sona ermesi,  Sosyal donatı alanlarının eksikliği,  Bilgi, teknoloji, kütüphane, laboratuar ve atölye eksiklikleri,  Yeterli düzeyde branş öğretmenlerinin kadrolu olarak bulunmaması olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sorunların çözümüne ben yaptım oldu anlayışlından uzak durarak, toplumun her kesinimin görüş ve önerileri doğrultusunda ortak akılla her türlü bencilikten sıyrılıp çağdaş ve bilimsel eğitimi ortaya çıkartarak başlamamız lazım. 

Ülkemiz 17 yıldır tek başına mevcut hükümet tarafından yönetilmesine rağmen sorunlar çözüme kavuşturulacağına içinden daha da çıkmaz hale getirilmiştir. Yarınlarımız olan çocuklarımız arzu edilen düzeyde eğitime kavuşamamıştır. 17 yılda 7 tane bakan görevlendirilmiş olması ve her gelen bakanın kendi sistemini hayata geçirmeye çalışması AKP’nin eğitimde konusunda çuvalladığının en büyük kanıtıdır. Hükümet yanlış yaptığını ve eğitimde tıkanma yaşandığını kabul etmelidir. 

Eğitime gelince kısılan kaynaklar zaruri olmamasına karşın yollara, köprülere ve israfa harcanarak ülkemizin geleceği heba edilmektedir. Son yıllarda yapılan 2 projeye aktarılan kaynak eğitime ayrılsa ülkemizde eğitim sistemi sorunlarının %90 kendiliğinden çözülmüş olacaktır.

İstediğimiz temel olarak şartsız koşulsuz eşit olarak tüm öğrencilerimizin çağdaş ve bilimsel eğitime elverişli okul binalarında, kalabalık sınıflardan arındırılmış sanatsal, bilimsel ve kültürel yönlerinin açığa çıkması için spor, kütüphane, laboratuvar vb. ihtiyaçlarının karşılanarak eğitim ve öğretimin sağlanabilmesidir.

Kadrolu öğretmen eksikliğinin tamamlanarak ücretli veya sözleşmeli öğretmenlik olaylarına son verilmeli, alanında yetişmiş öğretmenlerin kadrolu olarak atanarak, çocuklarımıza verilen eğitim kalitesini arttırılmalıdır.

Birçok şeyden tasarruf edilebilir ama eğitimden asla tasarruf edilemez. Çocuklarımızın gelişimi bakımından teknik eğitime geçilmesi, 2’li eğitim sisteminin son bulması gerekmektedir. Yüz yüze eğitimden ziyade hatırı sayılır bir çoğunluk açık öğretimi tercih etmekte, okulu derslerden ziyade sadece sınavları girerek tamamlamaktadır. Bu durum çocuk işçiliğine de sebep olmaktadır.

Okullarda müfredatın sürekli olarak değiştirilmesi, Atatürk İlke ve Devrimlerinin sürekli olarak bilinçli bir şekilde tırpanlanması gelecek nesillere yapılacak asla kabul edeceğimiz bir olay değildir, bu uygulamalardan vazgeçilmelidir.Çocuklarımıza bazı ahlaki değerlerin öğretilmesi adı altında birçok vakıf ve cemaatlerle ortak imzalanan protokoller sayesinde çocuklarımızın zihni bulandırılmaktadır. Yakın zamanda nereler mal olacağını gördüğümüz bu paralel yapılaşmanın çocuklarımızı etkisi altına almasına derhal son verilmelidir.

6 yaşındaki çocukların ruhsal ve psikolojik durumlarına balkımaksızın uygulanan bu yanlış uygulamalar neticesinde küçücük çocuklarımızın anne ve babalarına cennete gitmek için, cihat adı altında bir an önce ölmek istemelerini söylemeleri tehlikenin boyutunun nereler ulaştığının göstergesidir. 

Eğer eksiklik görülüyorsa ve böyle eğitimlere ihtiyaç durumu hasılsa devletin kadrolu öğretmenlerince bu uygulamamın yapılması varken diğer yöntemlere başvurulması yanlıştır. Öğretmenlerimizin bu işin üstesinde gelecek kapasitededirler.Özellikle okul öncesi ana sınıf eğitimlerinin sosyal tesisler aracılığıyla yapılmasını uygun bulmuyoruz. Sosyal tesislere çocuklarını gönderen öğrenci velilerimizden, tesis müdürü tarafından seçim önceleri ziyaret edilerek parti propagandası yapıldığı ve partiye oy istendiği şikayetleri sıklıkla bizlere iletilmektedir. Bu vazgeçilmesi gereken yanlış bir uygulamadır.

Bir diğer dikkat edilmesi gereken hususta liyakat sisteminin işlevsel hale getirilerek görev ve sorumluluk belirlemedeki yöntem olarak kullanılmasıdır. Mülakatla yeterliliği olamayan kişilerin görevlere getirilmesi birçok olumsuz olayı tetiklemektedir. Siz işinde uzman yerli tecrübesi olmayan bir kişiyi 50 – 100 kişilik kadrosu olan bir okula müdür olarak atadığınızda yetersizliğin bir süre sonra oradaki eğitim kalitesini aşağıya doğru çektiğini görürsünüz. 

Çalışanlar arasında tartışmalar yukarı doğru artmaya başlar, öğrenci yönetimi ve disiplin konusunda sorunlar baş göstermeye başlar. Sonuç olarak yılsonu dönüp bakıldığında birbirleriyle tartışmalı, çocukların disiplininize olmadığı, velilerle iş birliğine girilmemiş, okul idaresinin ve memurların soruşturma geçirmesi ile eğitim yılının tamamlandığını görüyoruz. 

Öğrenci servisleri ve taşımalı eğitimde yaşanan aksaklıklarında bir an önce giderilerek düzene sokulması gerekmektedir. Eğitim masraflarının yaşanan ekonomik olumsuzluklardan dolayı artması ailelerin yükünü çoğaltmaktadır. Okulların açılmasıyla kırtasiye masraflarının cep yakacağı aşikardır. Sektör temsilcilerinin beyanlarına bakıldığında kırtasiye ürünlerinin geçen yıla oranla %30 - %40 zamlandığı ve en fazla zammın çanta fiyatlarına uygulandığı belirtilmektedir. Bir öğrenci için yapılması gereken kırtasiye masraflarının geçen sene ortalama 200 ve 250 TL, bu sene ise rakamın yaklaşık 500 TL yi bulacağı beklenmektedir. 

Ekonomik sıkıntıdan ve peş peşe gelen zamlardan dolayı özelikle dar gelirli ailelerimiz, eğitim masrafları karşısında kara kara düşünmektedir.